DÜNYA’NIN EN GÜZEL MESLEĞİNİN ÜLKEMİZDEKİ TARİHÇESİ…

Ülkemizde kadın saçı yüzyıllar boyunca makas yüzü görmeden uzatılmış, saçın kuvvetine göre bele, hatta topuklara kadar inmiştir. 18. yüzyılda II.Sultan Mahmut ve lale devrinde Türk kadını Avrupa modellerinden örnekler alarak alın üstünde başın arkasında ve tepesinde topuz yapılmış güzel hatlı elmas taraklarla da süslenmiştir.

1888’de İstanbul’da mukedderat adında bir dergi yayınlandı. Bu dergi Osmanlı saray kadınına yeni bir çehre getirdi. İkinci Meşrutiyetin ilanıyla beraber kadınlardaki değişim, zaman zaman geleneksel çevrenin tepkisiyle karşılaştı. 1923 yılında Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Türkiye’nin savaş sonrası sıkıntılarından biran önce kurtulup, modern bir devlet düzeyine gelebilmesi için Büyük Önder Atatürk tarafından birçok inkilap yapılmıştır. 1930 yılında ise Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

 

İşte o yıllarda Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde gece hayatı canlanıp renklenmeye başlamıştı. Resmi ve özel kokteyl toplantılarında, düğünlerde ve büyük Cumhuriyet balosu ile her yıl yapılan gazeteciler ve tip balosu gibi sosyal yaşantıda önemli yeri olan eğlence ve toplantılarda Türk kadını giyim ve kuşamında olduğu gibi saç modellerinde de yenileşmeye ve modaya uyum sağlamaya başlamıştı.

 

Türkiye deki bu yenileşmenin heyecanıyla o yıllarda kadınların saçlarına çok daha önem vermesine neden olmuştur. O günlerde kadın berberliği teknik yönden ve kullanılan makine, ürün ve araç gereç bakımından da bugünkü kadar gelişmediği için sanatkarlar zor şartlarda çalışarak sanatlarını icra etmeye çalışıyorlardı.

 

Kadın berberliğinin İstanbul’dan başlayarak Türkiyede yayılması şöyle olmuştur. 1917 yılında Rusya’da ihtilalle başlayan savaşın bitmesinden sonra, İstanbula kaçıp gelen dört kadın berberinden Rus MAKS ve JORJ, diğer ikisinden biri Alman Sezar ve diğeride Fransız Blazi idi. O yıllarda İstanbul da kadın berberinin sayısı 10’u geçmiyordu. İstanbul’un meshur kadın berberi Blazi’nin çırağı olan Marsel o yıllarda büyük başarı gösterip üne kavuştu. Ekmeğin okkasının 10 kuruş olduğu o zaman Marsel’in günlük kazancının 450 lira olduğu tahmin ediliyordu. Marsel’in İstiklal Caddesindeki dükkanında en az 30 kişi çalışıyordu. 1930-40-50 yılları arasında İstanbul’da kadın berberi olarak çalışan Gayri Müslim sanatkarlardan bazıları şunlardı : Onnik, Edmon, Ferdinant, Marsel, Mina, Jorji, Nino Kardeşler, İspiro, Viktor, Jül, Halama, Hanri Kasar ve Vili ‘dir. Vili daha sonra müslüman olup Veli Acar ismini almıştır. 1929 yılında Ankara ya ilk gelen kadın berberi Petro Vasiliç idi. Petro daha sonra Türk vatandaşı olarak Şükrü Moray adını almıştır. Ankara da Şükrü Moray’dan baska kadin berberi olarak Hakkı Gürkan, Mustafa Süsler, Celal Çınar, Fikri Erbaş ve diğerleri. İzmir’de ise Şükrü Akan, Hasan Vardar, Yasar Vicdanlı. Bedri Öztoprak ile günümüzde daha birçok ustaların verdiği hizmetlerle uzun yıllardan bu yana Türkiye de kuaförlük sanatı bu gün ki seviyesine ulaşmıştır.

tr_TRTurkish
en_USEnglish tr_TRTurkish